at
Tpal Osman Ağa

ESKİDEN GİRESUN'DA DÜĞÜN

Merhaba sevgili okuyucularım. Öncelikle sizlere Allah’tan sağlık ve mutluluk dileyerek her şeyin gönlünüzce olmasını temenni ederim. Sizlere, Giresun yöresinde eskiden köylerde yapılan düğünleri anlatmaya çalışacağım. Bu anlattıklarım kendi gözlerimle görüp yaşadığım olaylar. Bu tür düğünleri artık görmeniz mümkün olmayabilir.

Ben çocukluğumu Giresun ili Tirebolu ilçesi Halaçlı köyünde geçirdim. İlk okulu bu köyde okudum. Orta okul ve liseyi Tirebolu’da okudum. Bu yıllarda köylerde gittiğim düğünler de şu geleneksel izlenimleri edindim.

Bu yörelerde düğüne davet işlemi, Kapı, kapı gezilerek bir veya iki kişi tarafından falanca kişinin şu tarihlerde düğünü var sizleri davet ediyor denilirdi. Çevre köylerden davet edilecek olanlar ise, Cuma günü Tirebolu’da görülen yakınlarına söylenir, onların da diğer kişilere söylenmesi rica edilirdi. Düğüne davet işlemi sırasında, sık olmasa da bazı düğün sahipleri tarafından davet ettiği kişilere sabun benzeri takılar dağıtırdı. Gelinin , dayı amca gibi yakınları ise horoz veya koç ile düğüne davet edildiği de olurdu. Düğüne davet işlemine genelde düğün çağırma denirdi. Falanca seni oğlunun veya kızının düğününe çağırıyor denilirdi.

Düğünler genelde iki gün iki gece olmasına rağmen zaman, zaman bir gün bir gecede olduğu da olurdu.

Düğünler genelde Cuma günün akşamı başlar, Pazar günün akşamına biterdi.

Düğün hazırlıklarına aylar öncesinden başlanır. Öncelikle çeyizler hazırlanır, düğün günü yaklaştığın da ise yiyecek ve içecekler hazırlanmaya başlanırdı. Düğüne gelen misafirlerin tümüne, üç öğün yemek verilir.

Düğünün ilk akşamı olan Cuma günün akşamı genelde damat veya gelinin yakın arkadaşları ile yakın komşular ve uzakta olan yakın akrabalar düğün evine gelirler.

Uzaktan gelenler ile hasret giderildikten sonra yenilip içilir ve çeşitli eğlenceler yapılır. Düğünde çalgıcı var ise onun çaldığı oyun havaları eşliğinde yok ise teypte kaset koyup ondaki oyun havaları eşliğine oyunlar oynanır.

Genelde bayanlar ve erkekler ayrı odalarda olmasına karşın. Oyunlar bayanların bulunduğu odada oynandığından, Genç erkekler ve oyun oynamak isteyen erkekler bayanların bulunduğu odaya giderlerdi. Bunun yanında erkeklerin bulunduğu kesimde de oyunlar oynanırdı.

Düğüne gelen topluluklara konak denir. Konaklar akşamları düğüne gelirlerken, düğün evine yaklaştıklarında. Düğün evinden görülecek bir yerde dururlar. Burada geldiklerini düğün evine duyurmak için silah sıkarlar. Düğün sahipleri de bunların sıktıkları silah seslerinin geldiği yerde ışıklarını gördüklerinde, gördük anlamında birkaç el silah sıkarlar.

Duyulup yerlerinin belirlendiğini öğrendiklerinde fenerlerini söndürüp, varsa çalgıcı ile birlikte düğün sahibi veya yakınlarının kendilerini karşılamak için gelmesini beklerler. Konak ile karşılamaya gelen düğün sahipleri birlikte düğün evine gelirler. Düğün evine gelen konakta bulunan bayanlar içeri alınır, erkekler ise bahçede hazırlanmış bir yere sıra ile oturtulur.

Genle konağın en ileri geleninden başlayarak birer şarjör silah sıkılır. Buna karşılık düğün sahibi veya yakınlarından bazıları da hoş geldin mahiyetinde silah sıkar.

Bu silah sıkma işlemini, herhangi bir kazaya meydan vermemek için sözü ve hatırı sayılır biri yönetir.

Silah faslından sonra konakta bulunanlar düğün sahipleri ve yakınları tarafından hoşlanarak, oturacakları odaya alınırlar. Düğüne gündüz gelenler yine düğün evine yanaştıklarında dururlar ve geldiklerini duyurmak için silah sıkarlar. Kendilerinin düğün sahipleri tarafından karşılanmasını beklerler. Gündüzde akşamki merasimin aynisi uygulanır. Anlayacağınız düğün sahipleri misafirlerini yolda karşılarlar.

Düğünün birinci gününe sini günü adı verilmektedir. Bu gün misafirler geceki gibi öğleden önce düğüne gelirler. Önceden gelmiş misafirler ise akşam rahat edecek şekilde komşular tarafından yatıya davet edilmişlerdir. Yatılı misafirler sabah kahvaltısına düğün evine gelirler. Kahvaltı yapılıp davetliler gelmeye başlanınca, çalgı eşliğinde eğlenilmeye başlanır.

Bu günün özelliği Oğlan tarafının kızın çamaşırlarını ve kınasını getirmek için sini vermeye gelirler. Sini verme işlemi oğlan evinde öğle yemeği yenildikten sonra toplu bir şekilde oğlan evinden kız evine doğru hareket edilir. Kız evi yakın ise yürüyerek gidilir uzak ve araba yolu var ise arabalarla gidilir di. Bu ulaşım araçları çok eskiden kamyon idi daha sonra minibüsler kullanıldı.

Güle oynaya kız evine doğru gidilir. Kız evine yaklaşıldığında silah sıkmaya başlanır ki geldiklerini haber verirler. Silah seslerini duyan kız evi de silah sıkarak karşılık verilir. Belirli bir mesafede oğlan evinden gelenler karşılanır.

Kız evine gelindiğinde bayanlar gelinin yanına alınırlar, erkekler ise kapıda müsait bir yere oturtularak silah sıkarlar ve tek, tek düğün sahipleri tarafından hoşlanırlar. Yani düğüne gelen konaklara uygulanan prosedürün aynısı uygulanır.

İçeri giren bayanlar ise gelinin çamaşır ve kınasını verirler gelini ortaya çıkararak takı takarlar. Bir saat kadar oyun oynanıp eğlendikten sonra tekrar oğlan tarafı topluca geri dönerler. Her iki düğün evinde de akşama doğru düğün dağılır. Sadece uzaktan gelen ve yakın akrabalar ve komşular kalır.

Düğünün ikinci akşamı oğlan tarafında normal düğün yapılır ve kına yakmak için kız tarafına gidilir. Kız tarafında bu akşam geline kına yakılır. Kına yakma işlemi sırasında geline takı da takılır. Bu normal kına tepsisi içinde mumlar yanmış vaziyette ve ortasında bir havlu bulunur.

Erkeklerin bulunduğu bölüme gelen kına tepsisinin içinde bulunan havlunun altına gönlünden coşan bir miktar para koyar.

Kına yakma işleminden sonra oğlan tarafı gider. Kız tarafında bir müddet düğün devam ettikten sonra düğün yavaş, yavaş dağılır.

Ancak gecenin ilerleyen saatlerinde kızın yakın akrabalarından oluşan bir gurup erkek, oğlan tarafına konak olarak düğüne giderler.

Kız tarafından gelen guruba içeri girene kadar normal konak muamelesi yapılır. Kız tarafı biraz dinlendikten sonra düğün sahipleri kız tarafı ile yakından ilgilenirler, ellerinden geldiği kadar ikramda kusur etmemeye çalışırlar, anacak kız tarafı hiç olmayacak şeyler isterler; örneğin falanca yerdeki falanca renkli taş gibi hiç olmayan şeyler. Bunların yanında o akşam yemek için koç, horoz ve benzeri hayvanlar da isterler. Gelen hayvan o gece orada yenilir ve bedelinin daha fazlası ertesi gün damat ortaya çıkınca takı olarak takılır.

Takı takma işlemine genelde takı atma denir. Akşam düğünlerde yemek için koç veya horoz isteme olayı, kız tarafı hariç çeşitli konaklar tarafından da yapılmakta idi. Yukarda anlatılan adetler haricinde her iki düğün evinde de yenilir içilir ve doyasıya eğlenilir. Tabi ki Kız tarafında biraz hüzün olurdu.

Düğünün son günü olan ikinci günde ise bir tarafta gelin alma, diğer tarafta ise kız verme gibi bir heyecandan dolayı biraz daha fazla telaş olurdu.

İkinci gün yemekler yenildikten sonra damat tarafında oğlan ortaya çıkarma adeti yapılır. Bu adet için kız tarafından bir gurup da bu törene katılırdı. Damat sağdıç ile birlikte, önceden hazırlanmış bir yere silah atılarak alınırlar. Burada imam eşliğinde dualar edildikten sonra kız tarafı öncelikli olmak üzere takılar takılırdı.

Takı merasiminden sonra, gelin almak için gelinci denilen gelin alayı kız evine doğru yola çıkarlar. Güle oynaya kız evine varıldığında erkekler önceden hazırlanmış, dışarıda bir yere oturtulur. Bayanlar ise içeri alınırdı.

Erkeklerin oturduğu yere biraz uzak mesafeye bir yumurta asılır. Bu yumurta oğlan tarafının erkekleri tarafından vuruluncaya kadar başka merasime geçilmez di. Geline alınan altın takılar kayınbabası ve kaynanası tarafından takıldıktan sonra kızın dışarı çıkarılması esnasında. Kızın kardeşi tarafından kapı kilitlenir ve bir miktar bahşiş alınmadan da kapı açılmazdı.

Gelin çıkarken yakınları tarafından uğurlamak için silah atılır, buna karşılık oğlan tarafından da silah atılarak gelin alayı yola koyulur.

Gelin alayının yolu çeşitli yerlerde kesilir. Su yatağı, köprü ve benzeri yerlerden geçer iken kız tarafı çeşitli bahaneler ile gelinin gidemediğini öne sürerek bahşiş alırlar.

Birde gelin alayı, gelin almak için gittiği yolun tamamından geri dönmez, geri dönüş yolunun bir kısmını mutlaka değiştirir yazıcı çizici ve üfürükçülere karşı.

Eskiden damat gelin almak için gitmez, sağdıç ile evde kalırlardı. Gelin alayı yaklaştığında, damat ile sağdıç gelinin başına çerez atmak için yüksek bir yere çıkarlar. Gelinin başında genelde bir şemsiye bulunur yol boyunca, bu şemsiye damattın çerez atacağı yerden geçerken yana çekilerek gelinin başı açılır ve burada biraz duraklanırdı.

Gelin oğlan evinin kapısında bahşiş almadan içeri girmez. Kaynata burada inek dana ve benzeri bir bahşiş verir.

Gelin içeri girerken ise çok çeşitli adetler uygulanır. Bunlarda bazıları; Kaynana gelini evin kapısından içeri alırken bacağının altından geçirir, itaat etsin diye, Gelinin ağzına bal verilir dili tatlı olsun diye, kaynana eşiğe sahan içinde su koyar, gelin bunu ayak ile teper, iş yaparken su gibi olsun diye.

Gelin içeri alınıp biraz dinlenildikten sonra dini nikah yapılır ve gelin damat birbirine kavuşurlar.


Gelinci : Gelin alayı.

Silah Atma : Silah sıkmak.

Konak : Düğüne gelen topluluk.

Düğün Çağırma : Düğüne Davet

Nevzat YILMAZ

Jeofizik Mühendisi

İlk Açılış Sayfam Yap Sık Kullanılan Listeme Ekle